Mevsim Buketleri
     Sevgili İçin Güller
    Yapay Modeller
     Kalıcı Modeller
     Ucuz Güller
     Sevgiliye Özel
     Gerbera Buketleri
    Gül Demetleri
     Ucuz Güller
     Saksı Çiçekleri
     Düğün Açılış Çelenk
     Toptan Gül
     Banka Hesapları
Resim Galerisi
Boş
Sitede Ara
Language
İstatistik
Genel
Çoğul762131
Tekil103999
Tarih2008-10-03
Kullanıcı
Toplam Kullanıcı22
Son kullanıcıtreefour01
GünHitler
2010-09-06
255255255
2010-09-05
271271271
2010-09-04
393393393
2010-09-03
101210121012
2010-09-02
661661661
2010-09-01
322322322
2010-08-31
426426426
Çiçek Menü
Bilgi Hazinesi
sayfalar
Anket
Hangi Çiçeği Seversiniz
Gül
Şebboy
Orkide
Papatya
Karanfil
Forum Başlıkları
Döviz Kuru
Dolar $ 1.4994 1.5066
Euro 1.9241 1.9334
Sterlin £ 2.3100 2.3221
Nefis Zamanla Kuvvet Kazanabilir Mi?
Tarih 27/11/2008 14:40 Yazar yarenim Hitler 218
Print Pdf RSS
 Nefis Zamanla Kuvvet Kazanabilir Mi?

Soru: Yıllar geçtikçe insanın nefsi daha da kuvvetleniyor mu? Cevap: Nefis zamanla kuvvet kazanabilir. Zira, seneler geçtikçe insanda bazı arzular, cismâniyete ait bir kısım istekler belirir; tûl-i emel, bedenî istekler, servet düşüncesi ve mal mülk hı rsı baş gösterir. Bütün bunlar bir de ülfetle kuvvetlenir ve desteklenirse insan yenilebilir, kayıp düş ebilir.

Bu hisler belirdikçe, insan, bir yönüyle yerinde daha sıkı durmaya çalışmalı; dine ve millete hizmet gayesine daha bir bağ lanmalı. Cenâb-ı Hak, insanı hususî mahiyette nerede sıyanet edecekse, kul o noktayı aramalı. Kur'ân-ı Kerim'de "Siz beni anın, ben de sizi anayım" (Bakara, 2/152), "Allah'a yardım eder, dinine arka çıkarsanız; o da size yardım eder" (Muhammed, 47/7) buyuruluyor ve bir mânâda sıyanet-i ilâhiyeye mazhar olma yolu gösteriliyor.

O zaman insan, duracağı tabyaları çok iyi belirlemelidir. Yani, bu ilâhî ahdi görmeli ve "Demek ki, ben onu anlatma konumunda olmalıyım. O konumun hakkını vermeliyim. Duruşumu sık sık gözden geçirmeli, kendimi sağlama almalıyım" demelidir.

Bir taraftan insan benliğinde bazı hisler gelişirken ve düşmanın taarruz yollarını çoğaltması söz konusu iken, o olduğu yerde kalırsa elbette yenik düşer. İnsanın da o istikamette gelişmesi lâzımdır. İmanı, sırf delillere dayalı zihnî bir mefhum olarak algıladığı dönemlerde insana sadece "İnand? ?m" demesi yetebilir. Fakat daha sonra bu itirafı ve bilgiyi kalbe maletme, tabiatının bir yanı haline getirme, yani yeme içme, yatma ve istirahat etme gibi tabiatının bir buudu haline getirme şarttır. İnsan, yemek yemediğinde rahats? ?zlandığı gibi ibadet etmediğinde de huzursuzluk duyacak kadar bunları tabiat haline getirmezse, daha sonraki "ülfet dönemi"nde ayakta duramaz, devrilir.

Bu açıdan her fırsatta arz ediyorum, dünkü inancım? ?z Şah-ı Geylânî'nin imanı seviyesinde olsa da, o bugün yetmeyebilir. Bugün yeni baştan, bir kere daha ilim, idrak ve anlayış ufkumuza göre Allah'a olan imanımızı yenilememiz gerekir. Âyât-ı tekvîniye ve teşrîiyeyi her gün bir kere daha, değişik bir yönüyle gözden geçirerek imanımızı yenileme mecburiyetindeyiz. Sürekli araş tırmalı, aklımızın ermediği şeyler üzerinde "Burada bir hikmet vardır" mülâhazasıyla ısrarla durmalıyız.

Hz. Bediüzzaman diyor ki; "Rahîm -i Zülcemâlin bağistan-ı kereminden, mucizâtının salkımlarından bir tanecik hükmünde gördüğ üm, iki parmak kalınlığında bir üzüm asmasına ası lmış olan salkımları saydım. Yüz elli beş çıktı. Bir salkımın danesini saydım, yüz yirmi kadar oldu. Düş ündüm, dedim: Eğer bu asma çubuğu, ballı su musluğu olsa, daim su verse, şu hararete karşı o yüzer rahmetin şurup tulumbacı klarını emziren salkı mlara ancak kifayet edecek. Hâlbuki, bazen az bir rutubet ancak eline geçer. İşte, bu işi yapanın, her şeye kâdir olması lâzım gelir."

Bu düş ünceler, ilme'l-yakînin bir mertebesidir ve belli bir yere kadar benzeri duygu ve düşünceler bizi ayakta tutar. Fakat bir noktadan sonra bu bize yetmeyebilir. Daha ileriye götürürüz bu tefekkürü, ilmî tahlillerin yapıldığı ortamda onu tekrar gözden geçiririz; bir de oradan yürürüz; orayı da bir pist yapar, bir de oradan yükseliriz. İlme'l-yakînin âlî mertebesinde yeni bir açılım daha yaparız. Sonra bir fırsatını bulunca bir kere daha... Bir kere daha... Sürekli yeniler dururuz kendimizi. Yoksa içinde bulunduğumuz çevrede yenilenmeler yaş anıyor, düşünceler değişiyor, ilim mantığı ve ilim felsefesi baş kalaşıyorsa ve biz buna rağmen olduğumuz yerde kalıyorsak, şeytan o yeni malzemeyi kullanır ve biz yenik düşeriz, Allah muhafaza, devriliriz.

Sürekli kendimizi yenileme, bu yenilemeyi yaparken de kalbimizle beraber yürüme mecburiyetindeyiz. Kalbimizin, aklımı zdan bir adım geri kalmaması, hayatiyetini koruması lâzım. Unutmamak icab eder ki; mantığı çok ileriye gitmiş, muğalata ve diyalektik adamı olmuş bir insanın, kalbi o ölçüde inkişaf etmemişse onun kuru mantık ve diyalektiği kalbini yutmuş, demektir; kalbî hayatını öldürmüş ve onu latîfe-i Rabbâniyeden mahrum etmiş, demektir.

Evet, insan düş ünce ufku ne seviyede olursa olsun, kalbini nazardan dûr etmemeli... Başını yere koyup sabahlara kadar dua dua yalvarmalı. Çünkü ebedî mutlu olacağı bir âlem için ayağına zincir vursalar ve deseler ki, "Ba? ?ını yerden kaldırmadan ömür boyu secde edeceksin; ama neticede ebedî mutlu olacağın bir dünyayı kazanacaksı n." Aklı varsa insan secde eder. Eder, zira, önünde bir ebedî saadet vardır. Altmış yetmiş sene, altı yüz yedi yüz sene veya altı milyon yedi milyon sene değil; sonsuz bir hayat... İşte bizim önümüzde de o ebedî hayat var. Onun için ne verilse değer. Bundan dolayı akıllı mü'minler anlatılırken "Mallarını, canlarını, her şeylerini Allah'a satarlar, verirler" (bkz.: Bakara, 2/207; Tevbe, 9/111) denilmektedir.

Biz de ebedî saadeti yakalamak için kulluk vazifemizi kusursuz olarak yapmaya çalışmalı ve Allah'ın merhametine sığı nmalıyız. Sürekli onun karşısında el açıp bel bükmeli ve çok dua etmeliyiz. Mesela, mümkün olduğu kadar çok "Rabbenâ lâ tüziğ kulûbenâ ba'de iz hedeytenâ ve heb lenâ min ledünke rahmeh" (Ey bizim Kerim Rabb'imiz, bize hidayet verdikten sonra kalblerimizi saptırma ve katından bize bir rahmet bağışla) (Âl-i İmran, 3/8) demeliyiz. "Allahümme Yâ Mukallibe'l- kulûb! Sebbit kulûbenâ alâ dînik." (Ey kalbleri evirip çeviren Allah'ım! Kalblerimizi dinin üzere sabit eyle) imanla perçinle ki sökülmesin, kurşunla çivile oraya, diye yakarmalıyı z. Hemen ardından "Sarrif kulûbenâ ilâ tâatik." (Kalbimizi sana itaate çevir, sana kulluğa meylettir) ifadesini eklemeliyiz. Bunları on defa değil, bin defa söylesek, yine de az demiş oluruz.

Kaldı ki, Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) bunları sabah ve akşam dualarında üçer kere söylüyor ve bizlere de tavsiye buyuruyor. O bir Nebi'dir, hem mâsum hem de masûndur ve teminat altındadır. Bize gelince, bizim ne mâsumiyetimiz, ne masûniyetimiz var. Yani ne günahsı zız, ne de Allah (celle celâluhû) tarafından korunma ve sı yanet altına alınmışız; yok öyle bir teminatımız. O bile böyle diyorsa, bizim titrememiz, çırpınmamız lâz? ?m değil mi?

Hiç kimse demesin, "İçime şu geliyor, bu geliyor... Şöyle bir kalbî problemim var." İçine o geliyor da sen üst üste kırk gece kalkıp o iş için ağladın mı? Başını yere koydun, alnını yaşlar içinde buldun mu? Neden mazeret beyan ediyorsun? Yüreğinle Allah'a teveccüh et, yalvar yakar! "Tut elimden Allah'ım, tut ki edemem sensiz!" de.

Alvar İmamı ne güzel söyler:

Sen Mevlâ'yı sevende

Mevlâ seni sevmez mi?

Rızasına iven de

Hak rızasın vermez mi?

Sen Hakk'ın kapısında

Canlar feda eylesen

Emrince hizmet etsen

Allah ecrin vermez mi?

Sular gibi çağ lasan

Eyyub gibi ağlasan

Ciğ ergâhı dağlasan

Ahvalini sormaz m? ??

Rica ederim, onun uğrunda yüreğinizi parçalamadan yüreği parçalanmış insanlara lütfedilen şeyleri beklemeyin. O bazen ekstradan da lütfedebilir; ama umumiyetle aldığınız risk kadar, gösterdiğiniz gayret ve cehd kadar mükâfat vardır. Hele siz bir gecenize gündüz boyası çalın, o da sizin gecenizi gündüz yapsın. Siz dünya gecelerinizi gündüz yapın, o da ahiret karanlıklar? ?nı aydınlığa tebdîl eylesin.

Allah, eşiğine baş koyan yüzleri çiğnetmez ve mahcup etmez; yeter ki siz yürekten ona yönelin ve "...Edemem, sensiz asla edemem! " deyin.
RankRankRankRankRank
     Çiçek Bakımı
     Çiçekçilik
     Çiçek Notları
     Çiçek Anlamları
     Çiçekler
     Özel Günler
     Bayanlar İçin
     Sağlık
     Güzel Sözler
     Şiirler
     Isparta Resimleri
     Isparta Çiçekçi
     Isparta Çiçekçi
       ısparta çiçekçi
       ısparta çiçekçi
       ısparta çiçekçi
       ısparta çiçekçi
       ıspartada çiçekçi
    Gül Ürünleri
Ziyaretçilerimiz
Merhaba Ziyaretçi
» IP: 38.107.191.117
Kullanıcı Adı
Şifre
Şifremi Unuttum
Kayıt

En son 5 Kullanıcı
treefour01 murat Serkan_27 Hakan064 mrdhy

Online Kişiler
7

Online Kullanıcılar
0

Online Ziyaretçiler
7
01:  United 


states 38.107.x.x
02:  United 


states 38.107.x.x
03:  Korea 


republic of 61.247.x.x
04:  United 


states 38.107.x.x
05:  United 


states 38.107.x.x
06:  Korea 


republic of 61.247.x.x
07:  United 


states 38.107.x.x

» Çoğul
762131
» Tekil
103999
Site Menü
Haberler
Popüler Dosyalar
RSS Kaynağı
Son Hazırlananlar
Dost Sitelerimiz

İzinsiz kopya edilemez.Copright 2006,ısparta çiçekçi

Tüm ürünlerimize KDV %18 dahildir. Resimler örnek teşkil edip aynı şekilde hazırlanmaktadır.
Web sitemizdeki içerikler telif hakkı içermez. Alıntılar alıntı ibaresiyle belirtilmiş olup.Hukuk haklarımız saklıdır.
Web sitemizde TCK ve ticaret kanunlarına aykırı içerik barındırılmamakta ve denetimleri düzenli yapılmaktadır.
  Theme Design By IspartaWebHosting.Com    MemHT Portal is a free software released under the GNU/GPL License by Miltenovik Manojlo